STEM'i Anlamaya Çalışırken: Yalnız Değilsiniz, Literatür Düğün Çorbası!
bu yazıda, STEM ile ilk tanıştığım yıllarda yaşadığım kafa karışıklığından başlayarak STEM’i nasıl anlamlandırdığımı ve zaman içinde bu alandaki bakış açımın nasıl değiştiğini paylaşacağım. STEM’in ne olduğunu, ne olmadığını ve bir çalışmanın STEM yaklaşımına uygun olup olmadığını mümkün olduğunca basit bir dille ele alırken, bu yolculukta Scientix ve European Schoolnet Academy’nin benim için nasıl bir rol oynadığından da bahsedeceğim.

İmla denetimi ve yazı dilini güzelleştirme.
STEM ile Yolum Nasıl Kesişti?
2018 yılında yüksek lisansa başladığımda, aslında STEM alanında çalışmayı hiç istemiyordum. Çünkü STEM’in ne olduğunu anlamak benim için gerçekten çok zordu. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes farklı bir şey söylüyor ve bir makale yazan kendini STEM uzmanı ilan ediyordu.
Açıkçası bir noktada kendi kendime şunu sorduğumu hatırlıyorum:
“Allah’ım, herkes bir şey söylüyor ama ben hiçbir şey anlamıyorum. Acaba bende mi bir sorun var?”
Meğer sorun bende değilmiş. :)
Tez danışmanım beni STEM alanında çalışmaya ikna etti ve benim STEM maceram da böylece başlamış oldu. Kendi tezim için literatür taraması yapmaya başladığımda ise önemli bir şey fark ettim: STEM’i anlamakta bu kadar zorlanmamın önemli nedenlerinden biri, o yıllarda STEM’in herkes tarafından aynı şekilde tanımlanmıyor olmasıydı.
STEM’in ne olduğu, hangi disiplinleri nasıl bir araya getirdiği, disiplinlerarası yaklaşımın nasıl uygulanması gerektiği ve bir etkinliğin gerçekten STEM olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği konusunda ciddi bir kavram karmaşası vardı.
Tam da bu araştırma sürecinde Scientix ve European Schoolnet Academy eğitimleriyle tanışma fırsatım oldu. Ve benim için taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Bu eğitimler sayesinde STEM’in yalnızca “Fen, Matematik, Mühendislik ve Teknolojiyi bir araya getirmek” olmadığını; öğrencilerin gerçek yaşam problemlerinden yola çıkarak araştırdığı, sorguladığı, tasarladığı, çözüm ürettiği ve öğrendiklerini farklı disiplinlerle ilişkilendirdiği bir yaklaşım olduğunu daha iyi anlamaya başladım.
Yıllar içinde STEM hakkında öğrendiklerim arttıkça, başlangıçta yaşadığım kafa karışıklığının aslında oldukça normal olduğunu fark ettim.
Bu yazıyı da tam olarak bu nedenle yazmak istedim.
Eğer STEM konusunda kafanızda hâlâ soru işaretleri varsa, farklı kişilerden farklı tanımlar duyuyor ve bir noktada:
“Allah’ım, herkes bir şey söylüyor ama ben hiçbir şey anlamıyorum. Bende mi bir sorun var?”
diye düşünüyorsanız…
Hayır, sizde bir sorun yok. Literatür düğün çorbası. 😄
Ben de bir zamanlar tam olarak aynı yerdeydim.
Şimdi gelin, STEM’i mümkün olduğunca basit bir şekilde anlamaya çalışalım.
Peki, STEM Nedir?
Önce en basit hâliyle başlayalım.
STEM; Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor.
Ancak STEM’i yalnızca bu dört alanın yan yana gelmesi olarak düşünürsek, yine işin içinden çıkamayız.
Çünkü STEM’in asıl meselesi, dört farklı alanı aynı etkinliğe sıkıştırmak değil; bu alanların bilgi ve becerilerini gerçek bir problem üzerinde bir araya getirmek.
Bence STEM’i anlamanın en kolay yolu şu soruyu sormak: “Öğrenci burada ne yapıyor?”
Örneğin öğrencilere şöyle klasik bir görev verdiğimizi düşünelim:
“Kâğıt kullanarak en fazla ağırlığı taşıyabilecek köprüyü tasarlayın.”
Öğrenci öncelikle problemi anlamaya ve araştırmaya çalışır. Köprülerin nasıl çalıştığını inceler. Kuvvet, ağırlık ve dengeyle ilgili fen bilgilerini kullanır. Ölçümler ve hesaplamalar yapar. Bir tasarım oluşturur. Tasarımını bir prototipe dönüştürür. Sonra köprüsünü test eder. Belki ilk denemesinde köprü çöker. İşte STEM tam da burada güzelleşir. Öğrenci başarısız olan tasarımını inceler, neden başarısız olduğunu düşünür, tasarımını değiştirir ve tekrar dener. Yani öğrenci yalnızca bir konuyu öğrenmiyor; öğrendiği bilgiyi kullanarak bir probleme çözüm üretmeye çalışıyor.
Bu nedenle STEM benim için bir etkinlik türünden çok daha fazlası.
STEM; öğrencinin merak etmesini, soru sormasını, araştırmasını, tasarlamasını, üretmesini, hata yapmasını, çözümünü geliştirmesini ve öğrendiği bilgiyi gerçek yaşamla ilişkilendirmesini sağlayan bir öğrenme yaklaşımı.
STEM Ne Değildir?
Burada biraz frene basalım. Çünkü STEM konusunda en çok karşılaştığım yanılgılardan biri, yapılan her teknoloji veya tasarım çalışmasının STEM olarak görülmesi. Örneğin öğrenciler robot yaptı. Sadece robot yapmak STEM midir? Hayır. Kodlama yaptılar, STEM mi? Hayır. Bir köprü, araba veya maket yaptılar, STEM mi? Yine hayır.
Çünkü ortaya bir ürün çıkması tek başına çalışmayı STEM yapmaz.
Aynı şekilde bir etkinlikte fen, matematik, teknoloji ve mühendislik kelimelerinin hepsinin geçmesi de o etkinliği otomatik olarak STEM yapmaz. Asıl bakmamız gereken şey öğrenme sürecidir. Öğrenci gerçekten bir problemle karşılaşıyor mu? Bu probleme çözüm üretmek için bilgi kullanıyor mu? Farklı disiplinlerden yararlanıyor mu? Bir tasarım yapıyor mu? Çözümünü test ediyor mu? Sonuçlarını değerlendiriyor mu? Gerektiğinde tasarımını geliştiriyor mu?
Eğer bunlar yoksa, etkinliğin içinde bolca teknoloji veya malzeme kullanılmış olsa bile STEM yaklaşımından söz etmek zorlaşır.
Kısacası:
Robot kullanmak STEM değildir.
Kod yazmak STEM değildir.
Bir ürün yapmak STEM değildir.
Dört dersi aynı etkinliğe koymak da STEM değildir.
Bunların hepsi STEM sürecinin bir parçası olabilir.
Ama STEM’in kalbinde problem çözme, disiplinlerarası düşünme ve tasarım süreci vardır.
Peki Bir Etkinliğin STEM Olup Olmadığını Nasıl Anlarız?
Benim işimi kolaylaştıran en basit yöntem, bir etkinliğe başlamadan önce birkaç soru sormak.
-
Ortada gerçek bir problem var mı?
Öğrenci yalnızca öğretmenin verdiği talimatları mı uyguluyor, yoksa çözmesi gereken bir problemle mi karşı karşıya?
-
Öğrenci bilgiyi kullanıyor mu?
Öğrenci öğrendiği bilgileri ezberlemek yerine yeni bir durumda kullanıyor mu?
-
Birden fazla disiplin devreye giriyor mu?
Fen, matematik, teknoloji ve mühendislik alanlarından gerekli bilgi ve beceriler anlamlı bir şekilde kullanılıyor mu?
-
Öğrencinin tasarım yapması gerekiyor mu?
Tek bir doğru cevabı bulmak yerine bir çözüm tasarlaması gerekiyor mu?
-
Çözüm test ediliyor mu?
Öğrenci yaptığı tasarımın işe yarayıp yaramadığını test ediyor mu?
-
Hata yapma ve geliştirme fırsatı var mı?
İlk çözüm başarısız olduğunda süreç bitiyor mu, yoksa öğrenci çözümünü yeniden tasarlayıp geliştirebiliyor mu?
-
Çalışmanın gerçek yaşamla bağlantısı var mı?
Öğrenci “Bunu neden yapıyorum?” sorusunun cevabını görebiliyor mu?
Bu soruların çoğuna “evet” diyebiliyorsak, STEM yaklaşımına oldukça yakınız demektir.
Ve bence burada öğretmenin rolü de değişiyor.
Öğretmen artık her şeyi anlatan ve doğru cevabı veren kişi olmaktan biraz uzaklaşıyor; doğru problemi ortaya koyan, öğrencinin düşünmesini sağlayan ve süreci kolaylaştıran kişi hâline geliyor.
Bu da STEM’in öğretmen açısından en güzel taraflarından biri.
STEM’in En Sevdiğim Tarafı: Yanlış Cevaptan Korkmamak
Geleneksel öğrenme deneyimlerimizde çoğu zaman doğru cevaba ulaşmak önemlidir. STEM yaklaşımında ise süreç biraz farklı işler.
Öğrencinin yaptığı tasarımın ilk seferde başarısız olması aslında öğrenmenin bir parçasıdır. Bir köprü yıkılabilir. Bir araç hareket etmeyebilir. Bir devre çalışmayabilir. Bir su filtresi beklenen sonucu vermeyebilir. Bir kod hata verebilir. Ve öğretmen olarak bizim hemen:
“Yanlış yaptın.” dememiz gerekmez.
Bunun yerine: “Sence neden çalışmadı?” diye sorabiliriz.
Çünkü bazen öğrencinin en çok öğrendiği an, doğru cevabı bulduğu an değil; neden yanlış yaptığını keşfettiği andır.
Bu açıdan STEM, öğrencinin hata yapma biçimini bile değiştirebilir.
Hata artık kaçınılması gereken bir son değil, tasarımın bir sonraki aşamasına geçmek için kullanılan bir veridir.
Scientix Bu Yolculuğun Neresinde?
Benim STEM yolculuğumda Scientix’in özel bir yeri var. Çünkü STEM’i anlamaya çalışırken yalnızca teorik bilgiye değil, öğretmenlerin deneyimlerine, iyi uygulamalara, Avrupa’daki eğitim çalışmalarına ve güvenilir kaynaklara ihtiyaç duyduğumu fark ettim.
Scientix tam da bu noktada karşıma çıktı. Scientix, Avrupa’daki STEM eğitimi alanında çalışan öğretmenleri, araştırmacıları, politika geliştiricileri ve diğer eğitim paydaşlarını bir araya getiren önemli bir topluluk. Benim için en değerli taraflarından biri ise öğretmenin kendisini yalnız hissetmemesi.
Çünkü bazen bir öğretmen olarak okulunuzda yeni bir şey denemek istediğinizde etrafınızdaki insanların: “Bunu neden yapıyorsun? Ne gerek var? Bu okul hak etmiyor.” vb. demesi oldukça mümkün.
Ama Scientix dünyasına girdiğinizde, farklı ülkelerde aynı sorular üzerine çalışan, benzer problemleri yaşayan ve birbirinden öğrenen çok sayıda öğretmen olduğunu görüyorsunuz. Bu da insana ciddi bir motivasyon veriyor.
Ayrıca European Schoolnet Academy üzerinden sunulan eğitimler, STEM başta olmak üzere farklı eğitim alanlarında kendimi geliştirmem için önemli fırsatlar sundu. Benim için Scientix yalnızca bir internet sitesi ya da eğitim platformu olmadı. Bir öğretmen ağı, bir öğrenme alanı ve “Ben bunu tek başıma yapmak zorunda değilim.” hissiydi.
STEM Bir Etkinlik Değil, Bir Bakış Açısı
Bugün 2018 yılında STEM hakkında hiçbir şey anlamadığını düşünen hâlime dönüp baktığımda, aslında o kafa karışıklığının STEM yolculuğumun önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Çünkü STEM’i öğrenirken yalnızca bir eğitim yaklaşımını öğrenmedim.
Problemlere nasıl bakacağımı, öğrencinin ne yapması gerektiğini ve öğretmenin süreçteki rolünü yeniden düşünmeyi öğrendim. Bugün STEM denildiğinde aklıma artık yalnızca robotlar, kodlama, deneyler veya tasarım ürünleri gelmiyor. Aklıma bir problem geliyor. Bir soru geliyor. Merak eden, deneyen, yanılan ve yeniden deneyen öğrenciler geliyor. Ve belki de en önemlisi, “Bunu başka nasıl yapabiliriz?” sorusu geliyor.
Eğer siz de STEM konusunda yeniyseniz, ilk tavsiyem şu olur:
Her şeyi bir anda öğrenmeye çalışmayın. Önce STEM’in temel mantığını anlayın. Sonra küçük bir problem seçin. Öğrencilerinizle birlikte deneyin. İlk uygulamanız mükemmel olmayabilir. Hatta büyük ihtimalle olmayacak. :)
Ama zaten STEM’in güzelliği de biraz burada.
Benim STEM yolculuğum bir yüksek lisans teziyle başladı. Sonrasında Scientix, European Schoolnet Academy, farklı eğitimler, projeler ve sınıf deneyimleriyle devam etti. Şimdi ise bu yolculukta öğrendiklerimi paylaşarak başka öğretmenlerin işini biraz olsun kolaylaştırmak istiyorum. Çünkü yıllar önce benim de ihtiyacım olan şey aslında çok basitti:
Birinin çıkıp şöyle demesi:
“Merak etme, sorun sende değil. STEM’i anlamak gerçekten biraz zaman alıyor.”
Ve evet…
Literatür hâlâ biraz düğün çorbası. 😄
Ama doğru kaynaklarla, doğru sorularla ve biraz da deneyerek o çorbanın içinden gayet güzel bir STEM yaklaşımı çıkarabiliyoruz.
Kaynakça & Bağlantılar
- Akar, H. (2019). Fen, teknoloji, mühendislik, matematik (FETEMM) temelli etkinliklerin 5.sınıf öğrencilerinin madde ve değişim ünitesindeki kavramları günlük yaşamla ilişkilendirmelerine etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Aksaray.
- Azkın, Z. (2019). STEAM (fen-teknoloji-mühendislik-sanat-matematik) uygulamalarının
- öğrencilerin sanata yönelik tutumlarına, STEAM anlayışlarına ve mesleki ilgilerine etkisinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Karaman.
- Bybee, R. (2010). Advancing STEM education: A 2020 vision. Technology and Engineering Teacher, 70(1), 30-35.
- European Schoolnet. (2018). Science, Technology, Engineering and Mathematics Education Practices in Europe. Scientix Observatory Report.
- OECD. (2018). A Brave New World: Technology and the Future of Work. OECD Publishing.
Ferda Yakut
Öğretmen · Fen Bilimleri2017 yılında Gazi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum ve aynı üniversitede yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Fen bilimleri öğretmeni olarak STEM, eTwinning, uluslararası iş birliği ve yenilikçi eğitim uygulamaları alanlarında çalışmalar yürütmeye çalışıyorum. Amacım öğrencilerime öğrenmeyi ve bilimi sevdirmek ve bir insanın birden fazla alanda bilgiye sahip olabileceğini anlatabilmek.
